FromSoftware denilince aklınıza Elden Ring veya Dark Souls serisinin o meşhur, cezalandırıcı atmosferi geliyor değil mi? Peki, her şeyin başladığı yere, o köklü ve acımasız temellere inmeye ne dersiniz? Geçtiğimiz günlerde, FromSoftware'in efsanevi serisi King's Field: The Ancient City (King's Field 4) ile yaklaşık 10 saatlik bir serüvene atıldım. Bugün sizlere bu 'sadist' geliştiricilerin modern oyun tasarımından uzak, PS2 döneminin hantal ama bir o kadar da büyüleyici dünyasında yaşadığım o absürt deneyimden bahsedeceğim.
Oyunun Başlangıcı ve İlk Şoklar
Oyunun giriş sahnesi tek kelimeyle muazzam. Günümüzde böyle atmosferik açılışlar bulmak gerçekten zor. Ancak oyun başlar başlamaz o meşhur FromSoftware zorluğuyla karşılaşıyorsunuz: "Karanlığa bakan putu görenin başına büyük talihsizlikler gelecek!" Ben yine de o putu görmezden gelmeyi tercih ederdim ama karakterimiz pek şanslı değil. Kontrollerin hantallığı, kamera açılarıyla olan imtihanım ve daha adımımı atar atmaz ölmem... Evet, zemin tarafından öldürülmek, sanırım Dark Souls'un o meşhur 'You Died' ekranının atası olsa gerek!
Neden Hala Oynuyoruz?
King's Field 4, günümüz standartlarında 'clonky' (hantal) hissettirebilir, ancak Souls serisinin DNA'sını görmek isteyen herkes için bir müze gezisi gibi. O meşhur zehirli bataklıkları geçene kadar gerçekten öfkeliydim, ancak bir noktadan sonra bu hantal yapıya alışıp oyunun sunduğu o karanlık atmosferin tadını çıkarmaya başladım. Eğer bir Souls oyuncusuysanız, bu oyunu oynamak bir nevi tarihsel bir sorumluluk gibi.
Siz hiç King's Field serisini denediniz mi? Yoksa FromSoftware'in sadece Souls-Borne oyunlarıyla mı sınırlısınız? Kendi "ölüm" hikayelerinizi ve bu oyunlara dair düşüncelerinizi aşağıda paylaşın!
Oyunun Başlangıcı ve İlk Şoklar
Oyunun giriş sahnesi tek kelimeyle muazzam. Günümüzde böyle atmosferik açılışlar bulmak gerçekten zor. Ancak oyun başlar başlamaz o meşhur FromSoftware zorluğuyla karşılaşıyorsunuz: "Karanlığa bakan putu görenin başına büyük talihsizlikler gelecek!" Ben yine de o putu görmezden gelmeyi tercih ederdim ama karakterimiz pek şanslı değil. Kontrollerin hantallığı, kamera açılarıyla olan imtihanım ve daha adımımı atar atmaz ölmem... Evet, zemin tarafından öldürülmek, sanırım Dark Souls'un o meşhur 'You Died' ekranının atası olsa gerek!
- Sıkıntılı Satıcı: Oyunda karşılaştığım 'David Bunch' karakteri, Dark Souls serisindeki o melankolik, hayattan bezmiş karakterlerin adeta prototipi. Neden bu kadar üzgün? Lanetli topraklara girmemek için hastalık numarası yapmış! Kim suçlayabilir ki?
- Ekipman Çilesi: Bir sopa buluyorsunuz ama nasıl kuşanacağınızı öğrenmek için 15 dakika Google'da arama yapmanız gerekiyor. İşte gerçek 'old school' zorluk budur!
- Zehirli Bataklıklar: FromSoftware oyunlarında zehirden kaçış yoktur. PS2 dönemi kamera kontrolleriyle, batıp çıkan tahta platformlarda o zehirli gölde yürümeye çalışırken yaşadığım sinir krizini anlatmam imkansız. "Lütfen artık üzerime zehir kusmayı bırakın da şu yaratığı yavaş yavaş dövebileyim!" diye bağırdığımı hatırlıyorum.
Neden Hala Oynuyoruz?
King's Field 4, günümüz standartlarında 'clonky' (hantal) hissettirebilir, ancak Souls serisinin DNA'sını görmek isteyen herkes için bir müze gezisi gibi. O meşhur zehirli bataklıkları geçene kadar gerçekten öfkeliydim, ancak bir noktadan sonra bu hantal yapıya alışıp oyunun sunduğu o karanlık atmosferin tadını çıkarmaya başladım. Eğer bir Souls oyuncusuysanız, bu oyunu oynamak bir nevi tarihsel bir sorumluluk gibi.
Siz hiç King's Field serisini denediniz mi? Yoksa FromSoftware'in sadece Souls-Borne oyunlarıyla mı sınırlısınız? Kendi "ölüm" hikayelerinizi ve bu oyunlara dair düşüncelerinizi aşağıda paylaşın!