geveze

Kayıtlı Kullanıcı
Kayıtlı kullanıcı
  1. \n
  2. Büyük oyunların ruhsuzluğundan bıkanlara ilaç gibi gelecek iki bağımsız yapım.\n
  3. Neverway: Sıradan bir bulmaca oyunundan çok daha fazlası; derin bir hikaye ve sizi içine çeken bir atmosfer.\n
  4. Cat Me If You Can: Sevimli görünümünün ardında gizlenen zeka dolu platform bulmacaları ve sinir bozucu bağımlılık yapıcı zorluk seviyeleri.\n
  5. Neden indie oyunlara şans vermelisiniz? Yaratıcılık, özgünlük ve kar odaklı olmayan bir tutku.\n
  6. Oyun keşfetme serüvenin yeniden başlayacak!\n
\n\nYıllardır AAA oyunların cilalı ama ruhsuz dünyasında kaybolmuş bir oyuncu olarak itiraf ediyorum: En son ne zaman bir oyuna gerçekten aşık oldum, hatırlamıyorum bile. Sürekli aynı formüller, aynı açık dünya haritaları, aynı 'yenilikçi' ama aslında bayat mekanikler... Ta ki indie oyunlar denen o gizli tünelden geçene kadar. Benim gibiyseniz, siz de bir umutsuzluk girdabında bocalıyor ve o ilk oyun zevki arayışında debeleniyorsunuz demektir. İşte o an geldi: size bu girdaptan çıkış biletinizi veriyorum. Son zamanlarda keşfettiğim iki bağımsız yapım, beynimi sıfırladı ve bana oyunlara duyduğum o ilk aşkı hatırlattı. Hazır olun, çünkü sistemin size dayattığı her şeyi sorgulatacak bu iki cevher, parmaklarınızın ucunda!\n\nNeverway: Beyninizi Yakan Sanat Eseri\n\nHaftalarımı boşa harcadığım o klişe 'epik' maceralardan sonra Neverway'i Steam sayfasında ilk gördüğümde, açıkçası pek etkilenmedim. Minimalist grafikleri, pek de şaşaalı olmayan tanıtım videosu... Ne büyük bir hata! Benim gibi ön yargılı olmayın sakın. Neverway inceleme yazıları genelde oyunun bulmaca elementlerine odaklanır ama inanın bana, bu sadece buzdağının görünen kısmı. Neverway, basit görünen mekaniklerinin ardında öyle katmanlı bir hikaye saklıyor ki, her seviye ilerlediğinizde 'Ne oluyor yahu?' diye kendinize soracaksınız. Bir yerden sonra karakterin kaderiyle kendi kaderinizi bir tutmaya başlıyor, her başarısızlıkta ekrana yumruk atmak istiyorsunuz. Oyunun beni en çok çarpan yönü, her bir bulmacanın aslında ana hikayeyi anlatan bir parça olmasıydı. Bitirdiğimde, sadece bir oyunu oynamamış, derin bir sanat eserinin parçası olmuştum. Bu, büyük bütçeli firmaların asla cesaret edemeyeceği bir şey.\n\nCat Me If You Can: Sevimli Şeytanın Pençesi\n\nŞimdi gelelim diğer bombaya: Cat Me If You Can. Adı üstünde, bir kedi oyunu. Ne kadar kötü olabilir ki, değil mi? Yanıldım, hem de fena halde. Bu oyun, sevimli piksel grafikleriyle sizi kendine çekerken, aslında zeka ve sabır sınırlarınızı zorlayan bir şeytan saklıyor içinde. Fizik tabanlı bir platform bulmaca oyunu olarak başlayan Cat Me If You Can, kısa sürede sizi 'nasıl yani?' diye isyan ettiren, defalarca denemenize rağmen bir türlü başaramadığınız o
 
Geri
Üst